Translate

11 Aralık 2013 Çarşamba

Merhaba,



Ben, ruhu yanlışlıkla İngilizce öğretmeni bedeninde sıkışmış bir kraftkoliğim.

El işlerini sevme yolculuğum çocukluğumda başlıyor. 90larda Karadeniz'in küçük bir kasabasında büyümekte olan bir çocuk kendine dair ne keşfedebilir? 

Yani henüz her evde bilgisayarın olmadığı ve telefonların hala çevirmeli olduğu, numaraları da büyük sarı kitaptan bulduğumuz yıllar.. 

Dedem terziydi. Hayatta en büyük zevklerimden biri ablamla birlikte dedemle annemin bir şeyler dikmesini izlemekti. Dedem dikiş makinasını kullanmadığı zamanlarda bebeklerime elbise dikmeye çalışırdım. Ta ki bir gün dikiş makinasının iğnesini elime batırıp sessiz sessiz ağladığım güne kadar. Sanıyorum bu elim hadiseden sonra kendimi daha zararsız bir uğraş olan örgüye verdim. Bu defa anneannemden yardım aldım. 

Şeker Kız Candy izleyip Anthony'ye aşık olduğumuz o yıllarda, sıfırdan bir şeyler üretmek dünyanın en tatlı oyunuydu.
       
Hem fikren, hem madden üretmek, bu yüzden her zaman en büyük keyif aldığım şeylerden biri oldu hayatta. Yıllar sonra dikişle barışmam, mağazalara küsmeme sebep oldu. Sanırım gerekli koşullar yerine geldiğinde sıfırdan bir gezegen bile yapabileceğimi düşünüyorum. :)

Bu blogu, deneyimlerimin hikayesi olarak görüyor ve elimden geldiğince başkalarıyla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. 

Herkese sevgiler...